özgürlük kavramına etimolojiden bakınca kölelikle karşılaştım. 21. yüzyılda özgürlüğü kölelik üzerinden tanımlayamam. çalışma gereksinimi, vaktini satın almak… her cümlemden sonra onu çürütebilecek başka bir cümle geliyor aklıma. tanımlayamam dedin ama bi’ düşün, tanımlayabilirsin işte diye konuşuyor iç sesim.
serbest, azade
neyse soru sorayım.
insan kendi hayatıyla ne yapar?
- inşa eder
- keşfeder
- anlamlandırır
- tüketir
- değiştirir ya da bırakır
- hiçbir şey yapmaz – ve tabii ki bazı insanlar hayatlarıyla hiçbir şey yapmazlar. akışa bırakırlar, kader ne getirirse onunla devam ederler. seçim yapmamak da bir seçimdir.
ben kendi hayatımla ne yaptım?
bir sürü şey ve hiçbir şey.
özgür irade var mı?
muallak.
su akar yolunu bulur mu?
şimdiye kadar bir şekilde aktı ve yolunu buldu.
bundan sonra da akacak ve bulacak diyebilir miyiz?
neden diyemeyelim?
o zaman nedendir bu düşünceler?
başka türlüsünü bilmediğimden.
daha az düşünerek yaşayamaz mısın?
olmuyor.
seçim yapmamanın bir seçim olması. güzel değil mi? basit ama okuyunca çok hoşuma gitti..
bundan 10 sene önce ilk kez ben bu hayatla ne yapacağım? ne yapmalıyım? neden yaşıyorum sorularını ciddi ciddi sormuştum. üzerine kendimce düşündüm. bir gün yolda yürürken kendimi ve hayatı keşfedeceğim insan bunun için yaşar şeklinde bir aydınlanma yaşamıştım.
yirmili yaşlarımın ortalarına doğru inşa etmek kavramı üzerine yoğunlaştım. bu süreçte defalarca değiştirdim tabii. tüketim, hayatı alana yanında promosyon gibi. şimdilerde anlamlandırmak ve hiçbir şey yapmamak arasında hangisinin daha makul olduğuna karar vermeye çalışıyorum.
kendi hayatımla ne yapacağımı bulamadım. bu yüzden seçim yapmamanın bir seçim olması çok hoşuma gitti.
*yeşilli kısımları sohbet ederken ai verdi.