serena joy dilemması

Kendi yarattığı sistemin kurbanı olma paradoksu

Serena Joy, Gilead rejiminin kurulmasında etkili olan, kadınların evde olması gerektiğini savunan, “huzurlu aile” propagandaları yapan eski bir televizyon figürü. Ancak rejim kurulduğunda, bu düzen onun özgürlüklerini de elinden alıyor.

  • Çelişki: Bir ideolojiyi destekleyip sonra onun seni de zincirlemesi.

  • Bu durum, tarihsel olarak da var: Kendi desteklediği kısıtlamaların hedefi haline gelen politik aktörler.

Güç ile kişisel arzular arasındaki çatışma

Serena, rejim içinde “komutanın karısı” olarak yüksek bir statüye sahip ama kişisel hayatında mutsuz, kocasının sadakatsizlikleri ve kendi annelik arzusuyla sıkışmış durumda. Gücü var ama istediği şeyleri (örneğin kendi çocuğunu doğurmak, kendi kararlarını vermek) yapamıyor.

  • Çelişki: Güce sahip olmak ama temel insani arzularında bağımsız olamamak.

Ahlaki pozisyon ile hayatta kalma stratejisi arasındaki denge

Serena zaman zaman Offred’e yardım eder, bazen onun özgürlüğünü kısıtlar. Burada net bir iyi-kötü çizgisi yok; hayatta kalmak ve pozisyonunu korumak için bazen acımasız, bazen empatik davranır.

  • Çelişki: Sistemin parçası olarak ahlaki tavrını korumak mı, yoksa sisteme uyum sağlayıp hayatta kalmak mı?

Kendi katkınla güçlendirdiğin, başta sana avantaj sağladığını düşündüğün bir sistemin, sonunda senin haklarını veya çıkarlarını da kısıtlaması.

Bu yüzden bu ikilem hem ahlaki hem stratejik bir problem:

  • Ahlaki boyutu: Yanlış olduğunu fark ettiğin ama parçası olduğun bir sistemi sorgulamak cesareti.

  • Stratejik boyutu: Kendi yarattığın güç yapısının seni hedef almasını nasıl engelleyeceğin.

 

***

serena joy ikinci evliliğini neden yaptı? neden kendini yeniden bir esarete sürükledi?

1. Psikolojik Sebepler

a. Bağlılık ve İtaat Kalıbı
Serena, hayatı boyunca otoriter ve patriyarkal yapılara uyum sağlamış biri. Gücünü hep “bir erkeğin yanında” konumlanarak buldu. İlk evliliğinde (Fred Waterford) bu düzeni inşa edenlerden biri olduğu için kendini güçlü hissetti.

  • İkinci evliliğinde de bilinçsizce aynı “güvenlik/güç = bir erkeğe yaslanma” kalıbını tekrar etti.

  • Bu, travmatik ilişkilerden çıkmış ama benzer bir ilişki modeline dönen insanların yaşadığı pattern repetition (ilişki döngüsünü tekrar etme) psikolojisine çok benzer.

b. “Koruma” Arayışı
Gilead sonrası dünyada Serena, statüsünü ve güvenliğini kaybetmişti. İkinci evlilik, ona hem politik koruma hem de sosyal kabul sağlayacak gibi görünüyordu.

  • Bu, özgürlüğün riskleri ile “korunma”nın bedelleri arasında yapılan klasik takas.

c. Kendi Özgürlüğünü Tanımlayamama
Serena, özgürlüğü hiçbir zaman “kendi başına karar verme” üzerinden tanımlamadı. Onun için özgürlük, “statü, saygı ve korunma” demekti. Dolayısıyla evlilikten çıkıp tamamen bağımsız bir hayata adım atmak, zihninde bir “özgürlük” formu olarak yer etmiyordu.


2. Sosyokültürel ve İdeolojik Sebepler

  • Serena’nın hayatı, “kadının yeri evde” ideolojisinin içinde geçti. Bu ideoloji öylesine içselleşmişti ki, ikinci evliliğe girmek ona “normal” geldi.

  • Gilead sonrası bile, bu kültürel kodlardan tamamen kopamadı. Eski sisteme benzeyen her düzen ona tanıdık ve güvenli geldi.


3. Dramatik ve Tematik Sebepler (Yazar Perspektifi)

  • Margaret Atwood ve dizi yapımcıları, Serena’yı “kurban ve fail” ikilemini en net gösteren karakter olarak yazdı.

  • İkinci evlilik, onun kendi zincirini kendi elleriyle yeniden takması metaforunu güçlendiriyor:

    • İnsan, kendi yarattığı hapisten kurtulduğunda bile, tanıdık olduğu için o hapise benzeyen yerlere geri dönebilir.

    • Bu da izleyiciye şu soruyu sorduruyor: “Biz gerçekten zincirlerimizi kırdıktan sonra özgürleşiyor muyuz, yoksa sadece farklı bir zincire mi geçiyoruz?”

Categories: suni kütüphane

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Çerez Politikası

Web sitemiz çerez kullanmaktadır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz bundan memnun olduğunuzu varsayacağız.