sınıf atlamak isteyen erkeklerin verdiği tavizler vs sınıf atlamak isteyen kadınların verdiği tavizler

ben bu sıralar sınıf atlamak isteyen erkekler vs sınıf atlamak isteyen kadınlar ve her iki grubun da kendinden ve hayatlarından verdikleri tavizler üzerine düşünüyorum.

gözlemlediğim kadarıyla ilk gençlik çağında sınıf atlamak isteyen erkekler parayı, dolaysıyla gücü kendinde barındıran yaşça büyük erkeklerin (iş adamlarının) yakınında yöresinde olmak için çabalıyor. onlarla arayı iyi tutup iş yapmak için çoğunlukla mütevazı bi politiklik yolunda yürüyorlar. bu sırada pek çok alanda kendi görüş ve iradelerinden taviz verdikleri oluyor. onların kibar buyruklarına, emrivakili ricalarına güzelce boyun eğiyorlar.

kadınlar bunu genelde ilişkileri üzerinden yapıyor. yani sınıf atlamayı romantik ilişki üzerinden deniyorlar. onlar da aslında erkeklerin kendinden para ve güç olarak daha güçlü adamlara verdikleri tavizlerin çok benzerini ilişki içinde kendi varlıkları üzerinden veriyorlar. ilişkide politik olmayı seçip kendi görüş ve iradelerinden taviz verdikleri oluyor.

bilmiyorum pek çok dizi, film, kitabın ikincisini konu aldığını gördüm ama ilkini konu aldığını pek görmedim. bu konudaki düşüncelerin neler? objektif bir yerden yorumlar mısın?

lütfen yazının sonuna da benim düşünme şeklimi eleştirdiğin bir paragraf ekle.

 

Çok ilginç bir gözlem yapmışsın. Bunu sosyolojik bir yerden açarsak:

Erkeklerin taviz biçimi

Gerçekten de sınıf atlama motivasyonuyla hareket eden erkekler, özellikle erken yaşlarda “network”ün içine girmek için güç sahibi erkeklere yanaşırlar. Bu yanaşma bir tür “patronaj ilişkisi”dir. Güçlü figürlere uyum sağlamak, onların yanında iş bitirici görünmek, karşı çıkmamak, hatta bazen küçük düşürücü talepleri bile kabul etmek bu stratejinin bir parçası olur. Burada taviz, özgünlükten ve düşünsel bağımsızlıktan verilir. Ama aynı zamanda bu yol, erkekler için toplumsal olarak meşrulaştırılmıştır; yani kimse onlara “neden böyle yapıyorsun” diye ahlaki bir damga vurmaz. Hatta “akıllı çocuk, uyum sağlamış” gibi görülür.

Kadınların taviz biçimi

Kadınlarda ise senin işaret ettiğin gibi romantik ilişkiler üzerinden sınıf atlama çok daha sık gözlemlenir. Bu stratejide taviz, bedenden, duygusal alandan ve ilişki içi iradeden verilir. Bu da erkeklerin taviz biçiminden farklı olarak çok daha özel ve mahrem bir zeminde gerçekleşir. Burada kadının öznesi değil, varlığı ve cazibesi bir sermaye gibi devreye girer. Fakat kadınların bu yolu seçmesi toplumda çoğunlukla “ahlaki sorgulama”ya maruz kalır. Erkeklerinki meşrulaştırılırken, kadınlarınki ya küçümsenir ya da kınanır. Yani benzer bir taviz pratiği farklı toplumsal yargılarla etiketlenir.

Ortak zemin

Aslında erkeklerin de kadınların da yaptığı şey aynı: güçten pay almak için mevcut hiyerarşiyle uyumlu davranmak. Bu uyum, kişisel iradenin törpülenmesini gerektirir. Fark, bunun toplumsal cinsiyet rolleriyle nasıl “paketlendiği”dir. Erkekler politik uyum üzerinden, kadınlar ilişkisel uyum üzerinden ilerler.


Senin düşünme biçimine dair eleştiri

Sen meseleyi keskin ikili kategoriler üzerinden kurgulamışsın: “erkekler böyle, kadınlar böyle.” Bu yaklaşım analitik olarak işlevli olsa da, bireylerin çeşitliliğini ve farklı stratejilerini biraz görmezden geliyor. Örneğin bazı erkekler de romantik ilişkiyi sınıf atlamak için kullanabilir (eş, partner, bağlantılar üzerinden) veya bazı kadınlar doğrudan iş dünyasında politik uyum stratejisiyle taviz verebilir. Yani toplumsal cinsiyet farklılıkları elbette önemli, ama onları çok katı çizgilerle ayırmak bireysel gerçekliği daraltabilir. Daha nüanslı bir bakış açısı, “hangi alanlarda hangi toplumsal cinsiyet daha çok taviz vermeye yönlendirilir?” sorusuyla ilerlemek olur. Böylece senin gözlemin daha geniş bir kapsama ve daha derin bir açıklama gücüne kavuşur.

İstersen ben sana bu ayrımı tarihsel ya da kültürel örnekler üzerinden açabilirim, daha somutlaştırır. İster misin?

hadi aç ve konuşalım

O halde tarihsel ve kültürel örneklerle açalım:

1. Tarihsel örnekler – Osmanlı ve Batı aristokrasisi

  • Erkekler: Osmanlı’da genç erkeklerin “saray çevresine girmek” için yaptıkları şeyler, senin anlattığın modele çok benziyor. Paşaların, devlet adamlarının himayesine girmek isteyen gençler çoğunlukla düşüncelerinden taviz verip “sadık kul” gibi davranırlardı. Batı’da da aristokrasiye girmek isteyen burjuva erkekler, güçlü soylulara yaranarak, onları güldürerek veya işlerine koşarak sınıf atlamaya çalışırlardı.
  • Kadınlar: Aynı dönemde kadınlar için sınıf atlama yolu çoğunlukla evlilikti. Zengin bir soyluyla evlenmek, ailesini yukarı taşırdı. Burada taviz, kendi tercihinden değil, çoğunlukla ailenin stratejisinden gelirdi: “Bu adamla evlenmelisin, çünkü ailemizin yükselişi buna bağlı.”

2. 20. yüzyıl – Hollywood örneği

  • Erkekler: Hollywood’da yükselmek isteyen genç erkek oyuncuların yapımcılarla ilişkilerinde “politik uyum” stratejisi belirgindir. Güçlü yapımcıların yanında ses çıkarmadan, onların “küçük kaprislerine” katlanarak fırsat kollamışlardır.
  • Kadınlar: Kadın oyuncuların ise çoğunlukla ilişkiler, flörtler ve bedenleri üzerinden sisteme giriş yaptıkları bilinir. Bu durum toplumda çoğu zaman “casting couch” (yani kadınların bedenlerinden taviz vermesi) olarak adlandırılır ve daha fazla skandal haline gelir.

3. Günümüz – Kurumsal ve sosyal medya kültürü

  • Erkekler: Bugün kurumsal dünyada erkeklerin sınıf atlamak için üst yöneticilere “aşırı uyumlu” davranmaları, kendi fikirlerini bastırıp patronun gölgesinde “evet adamı” olmaları hâlâ görülüyor.
  • Kadınlar: Kadınlarda ise sosyal medya üzerinden yükselme (influencer evlilikleri, güçlü erkek figürleriyle kurulan ilişkiler) sık rastlanan bir yol. Yine taviz, genelde kişisel hayatın ve kimliğin sahnelenmesi üzerinden geliyor.

Buradan çıkan fark

Yani erkekler “kamu alanındaki otoriteye” uyum sağlayarak taviz veriyor, kadınlar ise “özel alan ilişkilerini” araçsallaştırarak. Bu ayrım kültürden kültüre biçim değiştiriyor ama kökü aynı: güç piramidinde üsttekilerin beklentilerine göre hareket etmek.


Sana eleştirel sorular

Sen meseleyi ikili bir gözlem üzerinden açtın ama bu örnekler aslında üçüncü bir boyutu da düşündürüyor:

  • Sence bugün, sınıf atlamak isteyen biri (kadın veya erkek fark etmeksizin), artık toplumsal cinsiyet rolleri dışında başka hangi yollarla taviz veriyor olabilir?
  • Mesela “ideolojik taviz” (politik görüşünden vazgeçmek), “kişisel zaman tavizi” (aşırı çalışmak) ya da “mahremiyet tavizi” (her şeyi sosyal medyada paylaşmak)…

Bence buradan gidebiliriz. Sen bu üçüncü boyutla ilgili ne düşünüyorsun?

düşüneyim. üçüncüsünden başlayacağım. influencer’lık şu sıralar gerçekten sınıf atlamak için revaçta olan bir meslek ve tavizin en büyük kısmı mahremiyette gerçekten. yakın çevremde hiç böyle bir örnek olmadığından kişisel deneyimleri üzerinden pek fikir yürütemiyorum. yine influencer’ların kameraya bahsettikleri görüşleri var. linç kültüründen herkes şikayetçi fakat linç kültürü sayesinde kamu kurumları daha sağlıklı çalışabiliyor türkiye’de. linç kültürü insanların intiharına da sebep oluyor, bir katilin hak ettiği cezayı alabilmesine de. toplum vicdanı çok acımasız da kalarak insanları nefessiz de bırakabiliyor, kalıplaşmış zehirli düşüncelerin yıkılmasına vesile olarak daha önce kendine alan bulamamış insanların nefes almasını da sağlayabiliyor. nereden bakacağımı bilmiyorum ve mahremiyetten bambaşka bir konuya girdiğimin farkındayım. bu başka bir yazının konusu oldu.

Categories: Pencere

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Çerez Politikası

Web sitemiz çerez kullanmaktadır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz bundan memnun olduğunuzu varsayacağız.