Yetiştirmenin Doğa Üzerindeki Etkisi

Aşağıdaki metinlerde Prof. Richard Davidson‘ın yazdığı Beyninizin Duygusal Hayatı adlı kitabının* 139-141 arasındaki sayfalarından öğrendiğim bilgiler yer almaktadır. Full sürüme kitaptan ulaşabilirsiniz ayrıca yorumlarda üzerine konuşabiliriz.

Genetik temelli özelliklerin değiştirilebilir olmasının nedeni sadece bir genin, varlığının ifade edilmesi için kodlandığı özellik için yeterli olamamasıdır. Bir gen aynı zamanda açılmalıdır ve hem insanlar hem de labaratuvar hayvanları üzerinde yapılan araştırmalar, yaşam deneyimlerinin bir geni açıp kapatabileceğini göstermiştir.

Genler silahı doldurur ama ancak çevre tetiği çekebilir.

Nevrotik Anneler ve Tasasız Fareler

Minik labaratuvar fareleri üzerinde yapılan öğretici deneylerden biri üzerine konuşacağız. Richard bey ve ekibi çevresel koşullar mı genetik mi tartışması için ortaya elle tutulur bir olgu koymak istemiş. Ne yapsak ne yapsak diye düşünürlerken birazdan size anlatacağım deney akıllarına gelmiş.

Bir tarafta mutlu, yaşamdan zevk amayı bilen keyifli dişi fareler var. Öteki tarafta ise nevrotik, kaygılı, hayatın anlamını bulamamış dişi fareler. Vakti zamanı geldiğinde bu fareler, minik fareler doğurup anne oluyor. Keyifli dişi fareler yavrularını yanlarından ayırmayıp onları yalayıp ilgi gösteriyorlar. Nevrotikler ise annelik görevlerini yerine getiremeyecek kadar mutsuz oldukları için yavrularıyla asgari düzeyde ilgileniyorlar, belki de hiç ilgilenmiyorlar.

1990’ların ortalarına doğru Meaney bazı farelerin beyninde daha çok glukokortikoit reseptörü olduğunu ve bu yüzden strese karşı daha dayanıklı olduklarını fark ediyor. Beyinde daha çok glukokortikoit reseptörü oluşması için gereken koşulun da yavru farelerin anneleri tarafından yalanması yani ilgi görmesi olduğu keşfediyor. Anneleri tarafından ilgi gören fareler stres verici durumlara karşı rahat, meraklı yeni ortamları keşfetmeye meyilli olurken; anneleri tarafından nadiren ilgi gören yavru fareler korkak, stresli, rahatsız edilmeye karşı aşırı hassas, beklenmeyen veya tanıdık olmayan şeyler karşısında donakalmaya meyilli oluyordu.

Yapılan ilk deneyde nevrotik, kaygılı dişi fareler nevrotik, kaygılı yavru fareler doğurunca herkes kaygı ve nevrotik durumun genetik ve kalıtsal, yani kalıcı olduğu düşündü. Tasasız dişi fareler tasasız yavru fareler doğurunca herkes tasasızlığın da genetik ve katılımsal, yani kalıcı olduğunu düşündü.

Fakat deneyin devamında işler değişti. Küçük bir evlat edindirme operasyonu sonrasında keyifli annelerin yavru fareleri nevrotiklere, nevrotiklerin yavruları ise keyifli annelere verildi. Yetiştirme doğayı yendi. Kaygılı, nevrotik, ihmalkar annelerin yavruları olarak doğan ama ilgili anneler tarafından büyütülen fare yavruları aynı onları evlat edinen anne fareler gibi rahat, neşeli, meraklı, bilinmedik bölgeleri keşfeden ve yeni durumları sakin biçimde karşılayan fareler oldular. İlgili ve rahat annelerin yavrusu olarak doğan ama ihmalkar anneler tarafından yetiştirilen yavrular için olay tam tersiydi: Hayatlarına başlarken ümit vadeden genetiklerine rağmen küçük, tüylü sinir küpleri gibi oldular.

Deney devam etti. Evlat edinme işlemi sonrasında yavru fareler büyüdü ve kendileri de anne oldu. Anne olan fareler biyolojik anneleri yerine kendilerini evlat edinen anneler gibi davrandılar. Fareler genlerini paylamadıkları annelerinden bir davranış kazandılar. Richard bey kitapta bunu yetiştirmenin doğa karşısındaki bir zaferi olarak tanımlıyor.

Bu deney, kitabı okurken benim oldukça ilgimi çekti. Arkadaş sohbetlerinde bahsetmenin yanı sıra daha kalıcı, insanların konuyla ilgili arama yaptıklarında rahatça ulaşabilecekleri bir yerde de bulunmasını istedim.

Categories: Uncategorized

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Çerez Politikası

Web sitemiz çerez kullanmaktadır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz bundan memnun olduğunuzu varsayacağız.