nerede incindiğimiz, neye değer verdiğimize dair bir ipucudur.
hım hım
kırılabiliyor olmam bana çok ilginç geliyor. insanın kırılabiliyor olması, bunu hissetmemiz, hissedebilmemiz. çok tatlı da bir yandan. masum. tertemiz kırılabiliyorum. sonra kendi içime bakarken kendimle ilgili şeyler öğreniyorum.
okulda bir öğrenci var. deniz fırat. bir şeye canı sıkılınca tatlı tatlı incindim diyor. öyle gibi.
incinmek-
yaralanmak-
canı yanmak-
üzülmek-
burkulmak-
bertinmek-
sonuncusunu 10 saniye önce öğrendim. eski türkçe “yara kabuğu” anlamına gelen kelimeden türemiş. “bertük” de kemik kırığı demekmiş.* kırılmak, incinmek, yaralanmak, canı yanmak, burkulmak, bertinmek… hepsinin etimolojisine baktım, eski türkçe’den. duyguların insana ve insanlığa dair çok temel bir noktada olduğunu; dışarıdan bir kelimeye ihtiyaç duyulmadan, yapısı gereği her dilin kendinde var olduğunu düşündürttü bana.*
bu yazıyı sonradan nasıl toparlarım hiç öngöremiyorum ama bahsetmek istediğim şeyler
nasıl kırılabildiğimiz
belki duyguların ortaya çıkışı ve suni bir şekilde asla yaratılamayacak oluşu (bunu yazarken kendimi 5 farklı olası örnek ve düşünceyle değilledim. bahsettiğim gerçeklikle ilgili. özle.)
kırgınlığın yansımaları – nerelere etki ediyor? neler düşündürtüyor?
onarma aşaması-